6 Ağustos /İlk günlük

Aynaya baktığımda kime baktığımı bilmiyorum.
22 yaşındayım ve hiç bir zaman sesli ağlayamadım.
Şuan odamda uyuma numarası yapıp, babamın 2dakikada içtiği 3.sigarasını yakmasıyla çakmağın sesini duyuyorum.
Ya birden odamın kapısını çalıp bir şey derler de bu kırmızı ,şiş ve yaşlı gözlerimi görürler diye ödüm kopuyor.
Peçete bile kopartamıyorum.

 Artık kimseye içimdeki yaranın, her daim kanayan o yaramın acısını geçirmek ,hafifletmek için beni anlamaları ve anlamayınca kendi yarama tuz basmamı göstermeyi istemiyorum.

Şuan ne çok isterdim babamın kucağında olmayı. Saçlarımı okşamasını. Yazarken bile gülümsetiyor düşüncesi sonrasında da sel gibi göz yaşları akıtıyor. Belki şimdi babam da ağlıyordur, belki annemde.

 3 odalı bir evdeyiz. Üçümüzde ayrı odalarda kalıyoruz. Şuana kadar söylediklerimle babamı kötü biri sanmış, zannetmiş olabilirsiniz. Lütfen zannetmeyin. Bu hikayede hepimiz biraz suçlu, hepimiz biraz masumuz.  Keşke diyorum ya tamamen suçlu ya da tamamen masum olsaymışız veya olsalardı. Çünkü böyle çok zor. Hepsi haklı. Evet gerçekten haklılar ve nasıl bir zıtlıksa hepimizde suçluyuz. 

Ve ben kendime zarar veremiyorum.
Nasıl zarar verebilirim ki? Bir insan kendine nasıl zarar verir, o kadar kolay mı? Hepimizin hayata isyan ettiği dönem hatta dönemler oluyor. Benimki kesinlikle dönemler.  Ailemde herkes birbirini suçlar. Aile kavramı yok ama aile demekten başka bir şey diyemiyorum şuan. Herkes birbirinin düşmanı fakat en sevdikleridir. Evet bazı aileler böyledir. Sevmeyi bilmezler. Bilenleri de kendine benzetmişlerdir. Sevmeyi bilenlerimiz bile sevgisini gösteremiyor çünkü sevmeyi bilmeyen sevilmeyi de bilmiyor. Bende bilmiyorum. Sevmeyi sanırım bilmiyorum.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Reçel Kavanozum

Sankofa Ne demek?